Ölmek; insanın varlığının ortadan kalkması değildir.
Veya nefes alıp verme işleminin durması.
Çok insan tanıdım, nefes alıp vermesine rağmen, nefes alıp vermeyenden daha beter olan.
Bunu dostun kahpeliği olarak, yada yaşarken ölmek diye nitelendirebilirsiniz.
Sizin için ölenler vardır.
Bu kelime iki manadadır.
1. Size hayranlık duyanlar.
2. Sizin için bitmiş insanlar.
birincisini açıklıyorum.
Ben babama hayranlık duyarım.
Güçlü adamdır. Kemoterapilerden geçip, kanseri alt üst etmiş biridir.
Bugüne kadar anama hiç el kaldırmayan. Çocuklarını sadece aynı hata yakın tarihlerde üst üste yaptığında döverdi. Uyarırdı en baş, baktı olmaz döverdi sonra. İlk başlarda kızmama rağmen, sonradan hak vermeye başladı. Yani babamın gözünden bakarsak şöyledir; Birine silah sıktın yaraladın onu, evvelsi günde tekrar silah sıkıp onu öldürdün. Babam biz birilerini öldürmediğimiz sürece bizi dövmezdi.
Hafta sonları çarşıya beraber giderdik. Babam ben ve ağabeylerim. Babamın bize dönercide yedirdiği yemekten tat aldığım kadar hiç bir yemekten tat alamazdım.
Akşamları evde babam fazla haber izleyince sataşmaya başlardım, beraber güreşirdik, bir o beni yere yatırırdı bir ben onu.
Sonra ne oldu ?
Ev değişti, okul değişti, çevre değişti arkadaş değişti.
Benim okulda ki başarı puanım düştü.
Burada lanet olası ''Sizin için bitmiş'' insan modu devreye girer. Dersler düştü diye babamın gözünden de düşmüştüm.
Sonraları öyle kötü oldu ki babama sarılmayı özledim.
Hastane ile morg arasında ki yer gibidir babanın yanında durup babana sarılmamak. İşte ölmek yada ölmemek. Var olmak yada olmamak. Yani bunca şeyden sonra varlığınız pekte bir şeyleri değiştirmiyor.
.
,
-Mehmet Kaya
Sayaç
4 Eylül 2015 Cuma
1 Eylül 2015 Salı
Denemekle İlgili Deneme.
Daha düne kadar, ''alışmak'' ve ''Kabullenmek'' kelimesinin aynı olduğunu zannederdim.
Alışmak; sigarayı bırakamamak.
Kabullenmek, sigaranın seni öldürmesine izin vermek.
Aynı Ahmet Kaya'nın ''Unutamam Seni'' parçasındaki ''Unutursun'' sözü gibi.
Unutursun, alışırsın yani.
Sonrada kabullenirsin.
İkisi de aynıdır.
Sadece sigara somut halidir.
Çünkü belli bir süreden sonra dünyada yaşarken öldürmekle kalmayıp bir gün acılar için de sizi öldürecektir.
En kötüsü de alışmaktır. Kabullenmek sonraki iş.
Seni öldürmesine izin verdiğinde devreye girer.
Bunun yanı sıra kabullenmek ve alışmanın arasına bir bağlaç girer ''DENEMEK''
Bu ikisini mükemmel bir derece de kesinlikle birbirine bağlar.
Aynı Tanrının bahçesi gibi.
Adem peygambere cenneti vaat etmişken bir elmayla denemesi gibi.
Sonra ne oldu ?
Adem yaptığı yanlışa alıştı.
Tanrı kabul etti Adem'in yanlışını.
Bu üçünün ardından konuya virgül olarak eklenen ''Haklı çıkmak.''
Tanrı haklı çıktı.
Adem'in elmayı alacağını biliyordu.
Denemek bir bakımda haklı çıkmaktır.
Denersin, kendini yanıltmak için.
Sonucu bile bile denersin.
Çünkü alışılmışın ötesine gitmek istersin ama, alışılmışın ötesine gidemezsin.
Sadece deneyerek kendini kandırırsın.
Kaybedeceğini bile bile denemek buna dahil.
Çünkü alışmak insan ruhuna sıkılan derin bir kurşun yarasının etrafına saçılan kan kadar katıdır.
İnsan ruhunun katılaşmasına sebep olur alışmak. Ve bunu kabullenmekle birlikte yaparlar.
Kabullenmek vazgeçmektir aslında. Savaşı kaybedersin, savaşmayı bıraktığın zaman vazgeçersin (kabullenirsin.)
Vazgeçmek konuya atılan koca bir ünlem!
Soru işaretleri kafanı parçalarken, konunun soru işareti ''Nedendir.''
NEDEN ? !
Neden mi ?
Çünkü insan oğlu dener. Denedikçe kaybeder.
Tanrının mirasıdır bu bize.
Bu mirasa çok az insan sahip çıkabilir.
Çünkü herkes kaybetmeyi göze alamaz.
Kaybetmeye alışanlar kaybetmeyi göze alabilir.
Kaybetmeyi deneyenler göze alır.
Konuyu ''Acı'' noktalar.
Alışırsın.
Kaybedersin.
Haklı Çıkarsın.
Vazgeçersin.
En sonunda ne olur biliyor musun. ?
Canın acır.
-Mehmet Kaya
Alışmak; sigarayı bırakamamak.
Kabullenmek, sigaranın seni öldürmesine izin vermek.
Aynı Ahmet Kaya'nın ''Unutamam Seni'' parçasındaki ''Unutursun'' sözü gibi.
Unutursun, alışırsın yani.
Sonrada kabullenirsin.
İkisi de aynıdır.
Sadece sigara somut halidir.
Çünkü belli bir süreden sonra dünyada yaşarken öldürmekle kalmayıp bir gün acılar için de sizi öldürecektir.
En kötüsü de alışmaktır. Kabullenmek sonraki iş.
Seni öldürmesine izin verdiğinde devreye girer.
Bunun yanı sıra kabullenmek ve alışmanın arasına bir bağlaç girer ''DENEMEK''
Bu ikisini mükemmel bir derece de kesinlikle birbirine bağlar.
Aynı Tanrının bahçesi gibi.
Adem peygambere cenneti vaat etmişken bir elmayla denemesi gibi.
Sonra ne oldu ?
Adem yaptığı yanlışa alıştı.
Tanrı kabul etti Adem'in yanlışını.
Bu üçünün ardından konuya virgül olarak eklenen ''Haklı çıkmak.''
Tanrı haklı çıktı.
Adem'in elmayı alacağını biliyordu.
Denemek bir bakımda haklı çıkmaktır.
Denersin, kendini yanıltmak için.
Sonucu bile bile denersin.
Çünkü alışılmışın ötesine gitmek istersin ama, alışılmışın ötesine gidemezsin.
Sadece deneyerek kendini kandırırsın.
Kaybedeceğini bile bile denemek buna dahil.
Çünkü alışmak insan ruhuna sıkılan derin bir kurşun yarasının etrafına saçılan kan kadar katıdır.
İnsan ruhunun katılaşmasına sebep olur alışmak. Ve bunu kabullenmekle birlikte yaparlar.
Kabullenmek vazgeçmektir aslında. Savaşı kaybedersin, savaşmayı bıraktığın zaman vazgeçersin (kabullenirsin.)
Vazgeçmek konuya atılan koca bir ünlem!
Soru işaretleri kafanı parçalarken, konunun soru işareti ''Nedendir.''
NEDEN ? !
Neden mi ?
Çünkü insan oğlu dener. Denedikçe kaybeder.
Tanrının mirasıdır bu bize.
Bu mirasa çok az insan sahip çıkabilir.
Çünkü herkes kaybetmeyi göze alamaz.
Kaybetmeye alışanlar kaybetmeyi göze alabilir.
Kaybetmeyi deneyenler göze alır.
Konuyu ''Acı'' noktalar.
Alışırsın.
Kaybedersin.
Haklı Çıkarsın.
Vazgeçersin.
En sonunda ne olur biliyor musun. ?
Canın acır.
-Mehmet Kaya
29 Ağustos 2015 Cumartesi
Ah Ulan Ayrılık Bir Tek Seninle Ayrılamadık.
. . .
Eksik hissediyorum kendimi.
Bir saat düşün mesela,
Akrepsiz, yelkovansız.
Bozulan psikolojiyle gelen dertler.
Kimliğimi kişiliksiz bıraktı.
Aklımı başsız, gözümü yaşlı.
Hep düşünüyorum.
Ben böyle biri değildim diye.
Peki kimdim?
Kimi oynuyordum bu hayatta.
Her gece ağlayıp, sızlayıp,
O gecenin sabahında hiç bir şey olmamış gibi davranan,
İkiyüzlünün tekini oynuyordum.
Ruhum bedenime dar geliyor.
Veya bu dünyaya fazla gibiyim.
Kısacası beni özledim.
Gerçekten gülebildiğim günleri.
İnsanlar bu dünyada bağımlı yaşarlar bir şeyler.
Kimi gidenine.
Kimi yanındakine.
Kimi ise kavuşamadığına.
Hasret yaşarlar insanlar.
İnsanlara...
Eğer bir insan bir insana hasret kalmışsa,
Normal bir şeydir bu.
Fakat bir insan kendini özlüyor ise,
Şu demektir ki;
Milyonlarca insan çok az geliyor bir insana.
Düşünsene.
7 milyar nüfuslu bir dünya.
Ve sen birin desin bu 7 milyarın.
7 milyar insan varken,
Hasretsin sen...
Yaslanacak bir omza.
Hayretlerdesin, yaşlanacak bedenine.
Henüz kendini bulamamışken.
Kim olduğunu bilmezken.
Göçüp gideceksin,
Faili meçhul karanlıklara.
Kimliksiz kalan kişiliğinin arsında kaybolup,
Yeni kimlikler arayacaksın kendine.
Bulamadığın için kendini.
Farklı rollerin aynı kişisi olacaksın.
Sesini duyurmak istediklerin sağırlaşacak.
Sesini duymak istediklerin dilsizleşeceklerdir.
Hasret kalacaksındır bir frekanslık sese.
Seni anlayan bir yiğide.
Yalnızlıktan beyninde oluşan sesler,
Fikirlerini parçalayacak.
Gözlerini ıslatacaktır.
Ruhunun bedenine dar gelmesini sağlayacaktır o vakit.
Cinnet geçirmeye ramak kala,
Toparlanmaya çalışacaksındır,
Kalkmaya çalıştıkça düşecek,
Elinden tutmayan insanları gördükçe delireceksindir.
Belki de içecek.
İçtikçe daha çok azalacaksın.
Eminimdir...
Benliğini aramak için sokaklara çıkacaksın.
Belki de bırakmaman gerekliydi.
Kendini kimselere.
Her ayrılıktan,
Her vazgeçişten,
Her ıstıraptan sonra, almalıydın kendini.
Hayat insanlara;
Üzülmek kadar saçma.
Bizans kadar kahpe.
Ve Afrikalı aç bir çocuğun karnı kadar boştur.
Bir kez geleceğin bu dünyada,
Ahmaklıktır kendini kaybetmek.
Kaybetmek güzeldir bir yandan.
Kazandığının farkına varmanda yardımcı olur.
Kaybetmek güzeldir aslında,
Gidenleri arından,
Elinde kalanlarla mutlu etmeyi öğretir.
Fakat kendini kaybetmek kadar yoktur daha kötü olan.
Çünkü kendine kaybedersen kazanamazsın.
Bir şeyler elde etmeye çalışırken, hasret kalırsın elinden uçup gidenlere.
Bakakalırsın ardından.
Hiç bir şey diyemeyip,
Hiç bir şey yapmazsın.
Ve sen yine hasret kalırsın,
Sesini duyanlara,
Seni anlayanlara.
Elinden tutup, elini bırakmayanlara.
Darılırsın sonra.
Elini bırakanlara.
Çekip gidenlere.
Ayrılanlara.
Sonra bir bakmışsın,
Ayrılık diyormuş Ahmet Kaya.
Ayrılık diyormuş Cemal Süreyya.
Ayrılık diyormuş Ahmed Arif.
Herkes ayrılık diyormuş.
Ayrı ayrı geceler de
Gecelerin sevenlere sabah olduğu vakitler de.
Ayrılık diyormuş.
Sen ayrılık diyemezsin.
Ta ki onlar ayrıldık diyene kadar.
Ayrıldığını kabul edersin ama.
Ahmet Kaya gibi.
Cemal Süreyya gibi.
Ahmed Arif Gibi.
Haykırırsın sonra.
Ve katılırsın Özdemir Asaf’a.
‘’Ah ulan ayrılık, bir tek seninle ayrılamadık.’’
25 Ağustos 2015 Salı
Geri Dönüş
Aylardan sonra sana şiir yazmak,
Aylardan sonra pazar günü ceza evinde Nazım Hikmet'in güneşe çıkarılışı gibiydi.
Sana şiir yazmak, yazdığı tüm şiirleri unutmak gibiydi.
Sana şiir yazmak kabalıktı biraz.
Sana şiirler yazmak, yazının icadına fiyakalı bir gösterişti.
Sana şiir yazmak uçurum.
Karanlık bir çukurda ışık bulmak.
Sana şiir yazmak.
Uçurumun son adımında bir adım geri atmak.
Sana şiir yazmak, gözlerine bakmak gibi.
Senin kokunla doldururken dizeleri.
Sana şiir yazmak, yeni doğan çocuğun ilk gülümsemesi gibi.
Sana şiirler yazmak, geceleri mutluluktan uyuyamamak.
Gecenin karanlığına sana yazılan şiirlerle ışık tutmak gibi.
Ellerini tutar gibi kalemi tutup,
yüreğine dokunan dizeleri kağıda yazmak gibi.
Öylesine şerefli bir iş.
Öylesine mükemmel bir şiir.
Sana şiir yazmak, kafanı omzuma yasladığın günlerde ki huzur gibi.
Gözlerime bakamayışında ki çekingenlik.
Ellerindeki sıcaklık gibi.
Sarıldığım zamanlardaki kalp atışlarımın, kilometreleri kat edebilecek güce sahipliği gibi.
Sana şiir yazmak.
Herhangi bir yerde herhangi bir zamanda,
Hiç ummadığım bir anda sana rastlamak gibi.
sana şiir yazmak,
Aylardan sonra doğan güneşi hissetmek.
Sana şiir yazmak,
Nefes aldığını fark etmektir.
-Mehmet Kaya
Aylardan sonra pazar günü ceza evinde Nazım Hikmet'in güneşe çıkarılışı gibiydi.
Sana şiir yazmak, yazdığı tüm şiirleri unutmak gibiydi.
Sana şiir yazmak kabalıktı biraz.
Sana şiirler yazmak, yazının icadına fiyakalı bir gösterişti.
Sana şiir yazmak uçurum.
Karanlık bir çukurda ışık bulmak.
Sana şiir yazmak.
Uçurumun son adımında bir adım geri atmak.
Sana şiir yazmak, gözlerine bakmak gibi.
Senin kokunla doldururken dizeleri.
Sana şiir yazmak, yeni doğan çocuğun ilk gülümsemesi gibi.
Sana şiirler yazmak, geceleri mutluluktan uyuyamamak.
Gecenin karanlığına sana yazılan şiirlerle ışık tutmak gibi.
Ellerini tutar gibi kalemi tutup,
yüreğine dokunan dizeleri kağıda yazmak gibi.
Öylesine şerefli bir iş.
Öylesine mükemmel bir şiir.
Sana şiir yazmak, kafanı omzuma yasladığın günlerde ki huzur gibi.
Gözlerime bakamayışında ki çekingenlik.
Ellerindeki sıcaklık gibi.
Sarıldığım zamanlardaki kalp atışlarımın, kilometreleri kat edebilecek güce sahipliği gibi.
Sana şiir yazmak.
Herhangi bir yerde herhangi bir zamanda,
Hiç ummadığım bir anda sana rastlamak gibi.
sana şiir yazmak,
Aylardan sonra doğan güneşi hissetmek.
Sana şiir yazmak,
Nefes aldığını fark etmektir.
-Mehmet Kaya
Hayat Kurtaran Şarkı
HAYAT KURTARAN ŞARKI
iyi okuyun
Her zaman yaralamaz bazı yazılar insanı.
Normal bir gündü.
Biraz anormal hayatımda normal bir gündü.
Diğer insanlar gibi dışarı çıkmamayı denedim.
Evimde oturup babamın gözü önünde bulunmak isterken canım sıkıldı,
Mezarlığa gittim.
Konuşmam gerek konular vardı.
Konuşmam gereken acılar.
ölülere çok güvenirim ben.
Terk etmezler.
Aldatmazlar.
Çekip gitmezler.
Sır saklayabilirler en azından.
Onun için bir şeyleri anlatmak zorunda kalsam birilerine bir mezarlığın basında bulurum kendimi.
Oturdum basladım konuşmaya.
Dirilerden hayır görmediğim için
Başladım anlatmaya.
Böyle oldu şöyle oldu.
Neden böyle oldu ki.
Aslında ben şöyle olmasını isterdim.
Sanki böyle olsa dahamı iyi olurdu ne.
ilk mezarlığa gittiğim de sarhoşluktan konuştuğum mezarın sonradan adaşım olduğunu görünce biraz garipleşmiştim.
Hiç sulamamışlardı mezarı.
Kurumuştu.
Yosun tutmuştu.
Sulamaya basladım yavaş yavaş.
Yavaş yavaş çıkarken yeşillikler mezarın tam orta yerinde
Ağır ağır anladım ki dinlendiğimi.
Derdimi dinlemişti sanki.
Beni anlamıştı.
Beni anladığı için çiçek açmıştı.
intihar düşünceleri beynimi parçalarcasına çoğalmıştı.
Fikirlerim acıyordu.
Tam o sırada oturup adam gibi düşünecekken ilerlemeye basladım bizim delikanlının yanına.
ikinci adımda ayağımın dibinde bir kağıt parçası.
Merak ya hanı.
Tuttum okumaya basladım.
12 yaşında ki bir kızın dedesine özlemi yazıyordu.
içim öylesine acıdı ki.
Sanırsın oğluma doğduğu gibi isim vereceğim diyen babanın ölü doğmuş evladı gibiydim.
Öyle bir acı.
isyan cümleleri bürünmeye başlarken dilimden.
Saydırdım içimi parçalayan bir cümleyi.
insanın sevdiklerinden önce ölmesi Müslüm Gürses'in ''sen beni öldürdün hayatta bıraktın'' şarkısında ki dizeleri gibiydi.
Eminim bu hayatta en çok istediğim şey sevdiklerimden önce ölmektir.
Düşünsene;
Bu dünyada sevdiklerini elinden alıyorlar, küçük cehennemi yaşıyorsun.
Sonra oluyorsun kaldıramadığın acılar yüzünden girdiğin günahlardan dolayı öbür dünyada büyük cehennemi yaşıyorsun.
Bu dünyayı cennete yakın yasmak gibi bir hayalım olmadı hiç.
Cehennemin dibini yasadığım cehennemde yanacağım sureden çok oldu.
Sevdiklerimden önce ölüp gittiğim zaman yakacak olan cehennem o kadarda canımı acıtmaz sanırım.
Her şey hali hazırda iken kararımı verdim.
Isın buyuk kısmı ki bu ısı nasıl yapacağın.
O sırada biri beni arar.
Şarkı çalar.
Ahmet Kaya haykırır.
''Ya beni sararsa memleket hasreti''
Mehmet Kaya
3 Temmuz 2015 Cuma
Her Kavgada Ölen Benim
Her Kavgada Ölen Benim
Geceden bahsetmek
isterim size.
Sızıdan.
Acıdan.
Kapanmak bilmeyen
yaralardan.
Bitmek tükenmek
bilmeyen yalanlardan.
Üzerime gelen
duvarlardan.
Ağlamaktan şişen
gözlerden.
Küfürden başka bir şey
bilmeyen dilden.
Çekip giden insan
evlatlarından.
Her savaşta masumlar
ölür.
Her kavgada ben
vurulurum.
Her çığlığı ben duyar.
Her zulmü ben görürüm.
Ben ağlarım.
Ben yanarım.
Geceleri ben sızlarım.
Her boş bulunduğumda
ben haykırırım.
Demem o ki.
‘’Her kavgada ölen
benim.’’
Ahmet KAYA
-Mehmet KAYA
2 Temmuz 2015 Perşembe
ULAŞILMAZ HAYALLERİN İMKÂNLI YOLLARI
ULAŞILMAZ HAYALLERİN
İMKÂNLI YOLLARI
Korkmam. !
Korkamam.
İnsanlık hanına, bir kez uğramayandan.
Şu beyaz sayfaları
kirletmek istemem ama
Kusmak zorundayım
şiirlerimi.
Ne zaman ki üzülsem
Tanrıymış gibi kalemime
ve kâğıdıma sığınırım.
İnsanlar köşeye
sıkıştıkları zaman, Allaha yalvarır.
Ben ise kalemime dua
okutup,
Ayetler indiririm.
Ve en çokta,
Geceleri çok kusarım
kâğıda.
Çünkü gece, içimde ki
karanlığı fark edip
Şu beyaz sayfaları
kirletmemin tek çaresi.
Geceleri de pek sevmem.
Çünkü içtikçe
yazıyorum.
Ve yazdıkça daha fazla
içiyorum.
Bir ananın çığlığı var
içimde.
Roboski de üç çocuğunu
kaybetmiş.
İblis tarafında
kandırılmış Âdem ‘in hisleri var.
İbrahim Peygamberin
putları kırarken ki öfkesi var.
Tanrının cehennemi var
içimde.
Cennete dair olan
düşüncelerimin olmasına rağmen.
Koca bir ateş var
içimde,
Konuştukça alevlenen.
Bir dilsizin çığlığı.
Bir körün gökkuşağı
hayalleri var.
Bedeller var içim de.
Defalarca kez ödediğim.
Hala ödeyeceğim
bedeller...
Hayatta hiç bir yalan
üstü kapalı kalmaz.
Ve bir gün gerçek yüzüm
ortaya çıkacak.
Ve bir gün dayanamayıp,
Çıkaracağım gerçek
yüzümü.
En ağırı mutluluk.
En zor ödediğim bedel.
Canımı en çok acıtan.
En çok bitiren beni.
Bir sigara gibi, atılıp
ezildiğim tek bedel.
Mutluluk...
Çok zor ulaşılan.
Ve ulaştığında, en ufak
hata da kaybettiğim.
Ağız dolusu küfür.
Mezarlar dolusu ölü.
Sayfalar dolusu şiir.
Kafa ağrısı.
Parçalanan eller.
Yumruklanan duvarlar.
Yolunan saçlar.
Yıkılan hayaller.
Ve mutluluk,
Herkesin ulaşmak
isteyeceği.
Gittiği zaman küfürler
saydıracak,
Lanetler okunacak tek
duygu.
Şimdi olduğu gibi.
-Mehmet KAYA
#Siyaset
30 Haziran 2015 Salı
Tanrı'nın En Büyük Hatası
Çok korkak insanlar.
Korkuyor bazen insan.
Kendi karanlığından.
Eğer aydınlatacak birisi yoksa.
İnsan korkuyor karanlıktan,
Işığını bulamamışsa.
Eriyip bitmişse mumu,
Eriyip gidiyor insan.
İnsan korkuyor yalnızlıktan.
Yalnız kalmaktan.
Karanlıklara mahkûm olmaktan.
İnsan korkuyor,
İnsan olmaktan!
Utanıyor insan olandan.
İnan hayvanlar,
Daha üstün insanlarda.
İşte insanlar gözüm.
İsyanım, piçleşen kalplere.
Sözüm ulaşılmaz hayallere.
Aslında onca şeyi yazma sebebim;
Bilincim açık gibi, anlatabilirsem ne mutlu size.
Bir antidepresanı kolonya ile yuttuktan sonra başladı dehşet dolu hayaller.
Kafamda canlandırdığım o,
Tekrar tekrar gitii.
Defalarca tattım ayrılık denen illeti.
İçtim ayrılık suyundan,
Yedim ayrılık ekmeğini.
Yürüdüm yolundan ayrılığın.
Deşildi içim.
Parçalandı gönlüm.
Beraber altında ürüdüğümüz yağmur,
Bir kurşun misali,
Tenimi delip geçtiğini gördüm.
Acımda ki acizlik karınca da bile yoktu.
Her gün ezilme korkusu.
Yeni gelecek kötü bir haberi hazmedememe duygusu.
İşte ölüm arasındaki ince çizgiydi bu.
Mehmet Kaya
Mehmet Kaya
ÖLÜLERE KALP MASAJI YAPILMAZ
ÖLÜLERE KALP MASAJI
YAPILMAZ
Geceler uzun geceler yorgun
Ben yorgunum
Gençliğim bitik
Gençliğim yorgun
Bir çocukluğumdaydı hayatımdan zevk aldığım zamanlar
Bir çocukluğumda yorulmadım ben
Bir çocukken yılmadım
Bir çocukken yıkılmadım
Büyüdüm.
İnsanlar kalpsizleşti
Kalpler körleşti
Vicdan denen duygu
Çöpe atıldı gitti
Yaşanan güzel zamanlar
Yapılan güzel şeyler
Hepsi bitti
Herkes gitti
Çekip giden insanlar vardı
Çekip gitmeyi iyi bilen
Ölüm gibiydi
Bir daha olmayacaklardı
Bir daha kimse getirmeyecekti
Ve ben gitmeyecektim çekip gidenlere
Hem yetmez mi. ?
Bir Fatiha sadece
hem yetmez mi bir kez yıkılmak
yetmez mi bir kez ölmek
yaralarımız vardı
saranımız yoktu
yaralayanlarımız vardı
yarayı sever yanımız çoktu
yara suyu buzluğa koyarken içinde kalan bir parça kir
gibiydi
buz tuttuktan sonra o kiri çıkarmak için ya buzu kırmak
gerekirdi
yada eritmek buzu
ve biz ya kırılacaktık
yada eriyecek
oysa defalarca kez kırılmış
ve defalarca kez erimiştik
bitmiştik biz
biten bir sigara gibi kül olmuştuk
hani küçükken elimizi gökyüzüne kaldırıp dokunurduk ya
bulutlara
hani sevinirdik elimizin bulutlara değdiği gibi
hah ! işte
mutluluğa en az bulutlar kadar yakın
ve en az bulutlar kadar uzaktık
ulaşacakmışız gibi oluyordu ama
ulaşmak imkansızdı belki de
eğer organ olsaydı duygular
ve kalp en çok kullanılan organ olsaydı
ve benim kalbim mutsuzluk organı ile atardı
nefes al mutsuzluk
nefes ver mutluluk
burundan getirildi hayat
ağızdan verildi küfür
küfür et
nefes al
haykır nefes al
üzül nefes al
çıldır nefes al
şu lanet olası nefesi bir kez de yaşamak için al be oğlum
şu orospu çocuğu yaşamamızdaki en büyük faktörü bir kez de
yaşamak için al
her nefeste ölmek akıl karı değil
hangi çiçeğe su verdiysen kurudu. ?
her nefeste öldük ama
her nefes alışımızda bir hançer gibi saplandı yüreğimize
burnumuzdan getirdiler aldığımız her nefesi
her nefesi burnumuzdan getirdiler
hiçbir şeyin telafisi yoktu bu hayatta
yaptıkların için özür dileyemezdin
elinden gidenler için ağıt yakamazdın
elindekinin kıymetini elindeyken bilecektin
yaşamak için aldığın nefesin bile kıymetini bilecektin
yaşamın kıymetini
her şeyin değerini anlayacaktın koçum
ardından baka kalacağın şeyleri yapmayacaktın
ne fayda. ?
ölen birine kalp masajı yapmak. ?
ölmeden önce yapacaktın
pişman olmamak için elinden geleni ardına koymayacaksın
pişman olurum deyipte yapmadıklarınla kazanacaklarını
düşünmedin mi hiç.
Hiç mi aklına gelmedi bir kez dahi olsa kazanmak. ?
Alıştık ya kaybetmeye bir kere
Daha dünyaları verseler kazanamayız biz
Kaybettik bir kere
Ölüye kalp masajı yapılmaz bundan gayrı
Her şey zıttınadır bu hayatta
Dur bakayım bir insanın yanında
Bak göreceksin
Sol kolu sağ koluna
Sağ kolu senin sol kolunda kalacak
Hayatta da böyledir bu
Mutlu birini görünce mutsuz olursun
Kıskanırsın onu
Mutsuzu görürsen
Mutlu olur musun bilmem ama
Ben olurum büyük ihtimalle
Hep ben mi üzüleceğim. ?
Hep ben mi kırılacağım. ?
Hep ben mi küfürlerde boğulup
İsyanlarda kaybolacağım.
Bu hayatta her şey tersinedir
Güne mutlu başlarsan mutsuz olursun
Mutsuz başlarsan mutlu olursun
Her sabah mutlu uyandıktan sonra
Günün diğer vakitlerinin ağzıma sıçma gibi bir yetenekleri
var.
Bu hayatta tersine olmayan bir şey varsa
Eğer sürekli devam eden bir şey varsa hayatımda
Eminim ki bu mutsuzluktur
Eminim isyandır bu
Bir isyan olarak kalacak defterimde
Bu şiir haykırıştır yine
Bu şiir yalnızlık
Belki bu şiir yalnız kalmışlara dostluktur
Bu şiir, şiirden başka her şeydir
Ve ben bunları yazarken mutsuzumdur.
-Mehmet Kaya
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




